Pages

arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arkadaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2010 Pazar

Dedikodulu Tespitler





































Yarına hazırlamam gereken bir sunum var, her zamanki gibi kaçınma arzum beni post girmeye zorluyor.
***
Bugün yazılardan karakter tahliline varmak üzerine değinmek istiyorum (ciddiyete bakın:)) Bir insan profilinden oluşturmaya çalıştığı profil ve bunla olan tezadına değinip gideceğim. Azıcık dedikodu yapacağız yani. Aramızda kalacak değil mi?

***
Epeydir görüşmediğimiz, attığı orta çaplı bir kazık sebebiyle ilişkimizin bittiği bir arkadaşımız var. Buna bir isim verelim, "Z." diyelim. Adı Z harfi ile başlamıyor ama, ben Z harfini pek sevmem diye seçtim. Yaptığını, attığı ufak çaplı kazığı es geçip kendisiyle oluşturmaya çalıştığı karakter arasındaki ufak farklara değinip, "Ay ne güzel düşünüyoo'" deyip sempati beslediğimiz insanlara şüpheyle yaklaşalım istiyorum. Nifak tohumları ekeceğim imgelerinizin tarlasına! (Kötü kadın gülüşü var burada) Mesela beni sadece yazdıklarımdan dolayı seven, sempati besleyen varsa iyi düşünsün, kim bilir ne fenayımdır! :)

Bu Z. kişisi yılda bir iki kere arkadaş çevresi değiştiren, değiştirdiği çevreye adapte olan ve dolayısıyla feci halde de tarz değiştiren birisi. "Metalci kız" imajından sıyrılıp "tikky kız" imajını benimsedi; aradaki değişim basamaklarını hoplaya zıplaya. Değişim tek başına eleştirilesi bir şey değil, ki öyle olsa da eleştirmeye hak bulamam kendime. Bulmadan eleştirir miyim, o ayrı bir nokta, ayrı bir kendini bilmezlik.

Bu hanım kızımızla iletiştiğimiz süre içinde tabii ki reelde olduğu kişiyle muhattaptık. Neyse o olmasa da, olduğu kadarının büyük kısmının bilgisine haizdik. Göstermediği yanları ile göremediklerimiz illa ki vardı. Herkes için geçerli olduğu üzere.
İletişmez olduk ama sözlükte badi listemde duruyordu. Zaten yazmıyordu. Bugünlerde bir iki yazmaya başlamış da, şüpheye düşürdü beni. "Ya nasıl ya?! Bu kız o kız olamaz" diyeceğim tribüne oynayan iletiler yazmaya başladı çünkü. Mesela, "Ugg istiyorum ben yeaaa" diyen, edinen tarzından da keyif alan kız "Üfff kış geliyo' yine ugg giymiş bi sürü salak göreceğiz" minvalinde kelamlar ediyor.

"Ya Melike, ben artık sevgilisi varmış yokmuş dinlemeyeceğim. Ben istiyorsam benim olmalı. Armudun da sapı var ama onu da yiyoruz" diyen kız, "Aaa sevgilisi olan birine yazmak mııı?! Ne iğrenç yeaa, pis insanlar" demeye başlamış. Pratikte yaptığı tabii ki iki söyleminden birine uyuyordur. Kızın bu sürede değişme ihtimali tabii ki var, olumlu ya da olumsuz, hiç fark etmez. Ben bir yıl önceki ben değilim elbette, kimse değil. Yine de benim vardığım nokta her defasında, kişilerin yazdıkları her zaman var olan kendiliğini yansıtmayabiliyor, olmak istenilen ya da olması istenilen, takdir edilen kendilikler satırlara düşebiliyor. Yazdığımın ben olmasını değil de benim yazdığım olmasını isterim işte. O yüzden okuduklarımın da yazanın gerçek kendiliğine ilişkin olmasını istiyorum belki. Oldu canım, sen sipariş mi verdiğini sanıyorsun demeyin. Hadi ötekileri geçtim, bunu iyi tanıdığınız -öyle düşündüğünüz de olabilir-, zamanında dost bildiğiniz birinde görünce bir tuhaf oluyorsunuz.

İdeal kadını oynama çabası mı diye düşündüm, söylediği gibi yazamayışı, davrandığı gibi anlatamayışının nedeni "Ay salak/kötü kadın/zevksiz" denme ihtimali mi?
Imm... Belki de yeniden çevresini değiştirdi ve yeni arkadaşlarının zevkleri önceki beyanlarındaki ifade edilenleri hoş görmüyor. İnsan işte, adaptif canlı :)


8 Mayıs 2010 Cumartesi

Büyü(len)mek

başlık niye bu? içimden "len" demek de geldiğinden.
girişleri pek beceremediğimi biliyorum, bu kadar dank diye olması şaşırtıcı değil.

nisan'ın son günü beytepe'de profestival rock'a gidelim dedik. önceden gidelim yea demiştik lisanstaki en yakın arkadaşımla. konser günü sabah uyanamama kriziyle başladım. her günkü gibi "hii çok uykum var, akşam eve gelip uyuyacağım" diye kalktım. hemen her sabah olduğu gibi. hemen her akşam da uyursam sabah dek uyurum yea diyerek uyumuyorum. işte bu gazla ne konseri aman pff uyuyacağım ben dedim çıktım gittim. tabii öğle arasına dek iyice açılmış oldum, yine her gün olduğu gibi. konsere gitmeliyim, beytepe gözümde tütüyor diyerek kararımı aldım. arkadaş da aynı durumdaydı. yanıma düzgün kıyafet almadığım için... ımm aslında üzerimde olanlar fazla düzgün olduğu için bir de ona sinir oldum ama kararım karar pek tabii. o kampüse gidilecek o kadar! ayağımda topuklu ayakkabılar, siyah kumaş pantalon, saks mavi gömlek (allahım kombinasyona bak! o kadar nadir topuklu ayakkabı ve gömlek giyerim ki) gittim ama. gerçi beni teyze diye içeri almayacaklarını düşünmedim değil :/ uzun bir hırkayı aldım üstüme, oturdum çimsiz kalmış toprağın üzerine(ertesi gün gündüz gözüyle hırkamın halini görünce tüh demedim ama:) ) yüksek sadakat şarkılarının hayatımın son dönemindeki etkisini ancak keşfettim mesela. yüksek sadakat severim diyordum ama yüksek sadakat benim için ne çok şarkı yapmış, ne çok dinlemişim demiyordum. artık diyorum. ama içimden.

konser alanına giderken lisanstan arkadaşlarla karşlıaştık. durup durup "yoo biz genciz hala"ya bağladık konuyu. ister istemez :) sınıf arkadaşlarının düğün, nişan, söz olaylarını konuştuk, çocuğu olan arkadaşımızı da... en son onlar eve gitmeye karar verdiler. yoo! hayır! evde pijamalarla oturmak konser alanında olmaktan daha keyifli değil! tamam mı? hah tamam. az kalsın ikna da olmuyorduk!

24-22 yaş aralığındaki gençler neden bu kadar tükenmiş ve yılgınız ki? tamam mezuniyet, ünvanlar, işler ve hayatın başlaması klişesi enerjiyi tüketiyor da... ne bu yaş/yaşlanma kompleksi? hayır yani bende ziyadesiyle var artık da sdkljasd bilyiorsun ki bir daha asla hiç üniversite öğrencisi olmayacaksın. bir daha o kadar gamsız (ya da öyle sandığın) bir dönemin olmayacak. bundan sonraki aşamalar da aşikar. yeni sıfatların rutine rutin katacak. her gün işe gitmek zorundasın. ertesi günü düşünerek(ben artık düşünsem dahi idare ediyorum sanırım) bir şeylerden mahrum bırakıyorsun kendini. senden beklenenler var. dahası kendinden beklediklerin.

bir konsere gitmek evvela zul gelirken, sonrasında genç kalma görevi gibi de geliyor.

aslında mesele basit; seviyorsan, yapacaksın. istiyorsan gideceksin.
istemiyorsan nema problema.

12 Aralık 2009 Cumartesi

Dik-Kat

25.10.09
15:45
Elini klavyeye atıyors..
-Bak ne geldi aklıma? Baban böyle yaptı ya, şöyle olmal...
+Hı? Haa! yani olabilir belki.
-Sonra bi de aslında...
+Öyle diyorsan anne yani öyle olabilir de. Ama aslında olmayabilir de. Bilmiyorum.
-Pfff

İç ses: Hah sustu galiba sanırım. Sustu da... Ne yazıyordum ben ya? Demek ki yalanmış. Ondan unuttum... İyi de yalansa ne yazacaktım ki ben? Yalancı mıyım sanki? Cık cık cık ! -kınama efekti-

-dırınım dırınım!
+Hı? Ha!
-slm nbr?
+iyilik, senden?
-nolsun ya bi halini sorum ddm. npn?
+bişiler yazıyodum da, odaklanmaya çalışıyodum.
-aaa ne yazıosun ki?
+unuttum
-demek ki yalanmış.
(melike ileti yazıyor...)
-o diil de geçen gn noldu bilio musun yine mertle buluştuk euheheuehehe soracıma bana yrn napıosun dedi. bende işim var ddm ehehe ...
(melike ileti yazmadı ama söyleniyor...) (ne dedikoducu oldu bu msn yav)
+hmm iyiymiş de içeriden çağrıyorlar. kaçtım ben bye, sonra görüşrüüüüz
-hmm piki bys.
(ismini vermek istemediğim msn kullanıcısı temsili engellendi)

Hah! Evet hatırladııımm!..
-Ablaaaaaaağğ!
+Ne var lan?!
-Manyak mısın? Sevgilinden mi ayrıldın ? Yoksa regl mi oldun? Ne bu asabiyet?
+Parçalarım seni çocuk!
-Annneeeeeğ! Ne diyor duydun mu? Hadi gel de parçala, hadi hadi ahahahaha (ergen ama kötü adam gülüşü)
+Birikiüçdörtbeşaltıyedisekizdokuzon olmadı ya sakinleşmedim. Yalan lan o teknikler mekniklerde.

Evet. Yok bir şey. Dikkat de yok. Gitti. Kalmadı. Taze bitti.

+Anneeeğ! Gelsene konuşalım biraz. Ehiheiehehi!