Pages

21 Ekim 2010 Perşembe

Yaralar Bereler


Ben düştüm.
"Ee ne var bunda? Bir günde 903058348 kişi düşüyor ki." diyebilirsiniz.

Zaten o kadar çok kişi düştüğü için anlatacağım ya.

Efenim şimdi hastanede, staj için koşturup dururken, bu koşturma halini de merdivenlerde sürdürmeye devam etmeyi denerken, basamaklarda bizzat yerde sürdürdüm. Ayağım takıldı, düştüm. E sonra da kalktım tabii. Kaldığım yerden devam ettim, neredeyse hiç bir şeyim yoktu. Biraz canım acıyordu ama o kadar. Ertesi gün oldu, morluklar ve ağrılar başlamıştı. O gün öylece geçti, bugün oldu daha da başka yerlerimde -düşerken tutunmak için kullandığım kolumda, omzumda falan- yeni ağrılarım peydah oldu. En son durum betimlerken bir anda dank etti bana. Somut bir acının aslında soyut olan acılarla olan benzerliği; aynen kademe kademe görünce dedim ki ben bunu paylaşayım.

En edebi tavrımla devrik cümlelerle anlatabilirdim aslında ama daha çok çat çat ne benzettiysem onu söyleyesim var.

Aşamalar

Fiziksel Travma (Ör: Merdivenden düşmek)

Duygusal Travma (Ör: Sevgiliden ayrılmak)

Olay aşaması

-Aggh! Neyse bişiyim yok!

-Ne yani biz şimdi ayrıldık mı? Alla alla hiçbir şey de hissetmiyorum. Amaaan!


İlk Belirtiler Aşaması

-Belim ağrıyor ya… Niye ağrıyor ki? Aaa! Mosmor olmuş!

-İçimde tuhaf bir mutsuzluk var. Sebebini anlayamadım bir türlü...


Belirtilere İsim verme Aşaması

-Haa! Belimi basamağa çarpmıştım. Neyse, sakarlığın bedeli, katlanacağız.

-Hııı… E sevgiliden ayrılınca insan üzülür biraz tabii…


Yeni Yeni Belirtilerin Ortaya çıkması Aşaması

-Haydaa! Ayağım da ağrıyor. Elim niye acıyor? Üfff! Bir daha düşenin ben…

-İçim acıyor be! Çok özlüyorum… Bir daha sevenin ben…

Bir gün

-Aaa! Geçmiş morluk… E acımıyor da. Dur bakayım, ayağımda kalmış mı bişi? Yok yok, iyiyim ben iyii!


-Aaa! Kaç sabahtır yok o aklımda uyandığımda… Ne zamandır onu düşünürken bulmuyorum. Fotoğrafına bakınca içimin acımadığı bir güne, merhaba!





Özet geçeyim; ikisinde de sıcağıyla acımıyor. Sonra hissettiklerinin adını koyuyorsun, sonra acıya alışıyorsun ve gün geliyor emaresi kalmıyor. Hissetmeyişi fark etmenin tuhaflığı diye bir güç var ama. Tatlı bir tuhaflık o olsa gerek.

Not: Tabii ki istisnalar bu yazının kapsamında değil.

7 Kalem Kelam:

holywitch dedi ki...

yazı süper olmuş :) benzetmelere devam
=))

diyego dedi ki...

yazının başlığı yok okumam ben.

Melike dedi ki...

@holywitch teşekkürler;)
@diyego unutmuşum :( yazdım ama yine de okuma sen. sen okuma!

diyego dedi ki...

başlık koymuşsun, okudum şimdi.

benim yormlamam: cogzel düşmüşsün^^

Melike dedi ki...

"yormlamam" ne demek?
okuma demedim mi sana hem?!

diyego dedi ki...

yorumlamam olacak o. hiç anlamıyosun beni!

Melike dedi ki...

hem hata yap, hem anlayamıyorsun de. yalnız konudan saptınız diyego!